Diyarbakır, tarihi zenginlikleri ve kültürel derinliği ile tanınan bir şehir. Bu kez, şehirdeki Saint George Kilisesi ile ilgili yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkan yeni bir kitabe, donmuş tarihsel algıları yerle bir etti. Yüzyıllar boyunca tarihi belgelerde ve halk arasında sıkça dile getirilen, bu önemli yapının hamam olarak kullanıldığına dair iddialar, şimdi bilimsel olarak çürütüldü. İçindeki kitabe, Saint George Kilisesi'nin gerçek işlevini açıklarken, aynı zamanda Diyarbakır'ın zengin mimari geçmişine ışık tutuyor. Bu tarihi keşif, hem yerel hem de ulusal düzeyde büyük yankı uyandırdı.
Saint George Kilisesi, Diyarbakır'ın tarihi Sur ilçesinde yer alan ve bölgenin en eski Hristiyan yapılarından biri olarak biliniyor. 4. yüzyılda inşa edildiği tahmin edilen bu kilise, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait birçok iz taşımaktadır. Özellikle 1885 yılında yaşanan büyük yangında büyük hasar görmüş olmasına rağmen, kilise günümüzde hala ayakta durmakta ve yerli-yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir. Kilisenin mimari yapısı, döneminin sanatını ve inşaat tekniklerini gözler önüne sererek ziyaretçilerine tarih yolculuğu sunuyor.
Son dönemde yapılan arkeolojik kazılar ve tarihi araştırmalar, kilisenin hamam olarak kullanılmış olduğu yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını kanıtladı. Tarihçiler, kilise içerisinde ortaya çıkan kitabe ile bu efsanenin sona erdiğini belirtiyorlar. Ortaya çıkan bu tarihi belge, kilisenin ibadet yeri olarak kullanıldığını ve halka açık bir hamam olarak işlev görmediğini açıkça ortaya koyuyor.
Keşfedilen kitabe, kilisenin duvarlarının iç kısmında gizli bir alanda bulundu. Eski Aramice yazılmış olan bu kitabe, hac ziyaretleri ve dini ritüeller hakkında önemli bilgiler içermektedir. Ayrıca, kitabenin içeriği, bu yapının günümüzdeki işlevini destekleyen deliller sunmaktadır. Tarihçiler, kitabenin tam metnini inceleyerek, Saint George Kilisesi'nin sürekli bir ibadet merkezi olduğunu, hamam olarak herhangi bir dönem içinde kullanılmadığını doğrulamışlardır. Kaydedilen metnin, bir ibadet yeri olarak geçmişini ve önemini vurgulaması, kilisenin tarihsel otoritesine büyük katkı sağlıyor.
Bu keşif, sadece Diyarbakır için değil, Türkiye genelindeki tarihi yapılar hakkında genel algıyı da etkileyecek gibi görünüyor. Araştırmacılar, kilisenin bu yönüyle zengin dini ve kültürel mirasın korunması gerektiğine dikkat çekiyor. Arkeolojik kalıntılar ve eski belgelerin yaşatılması, gelecekte benzer yanlış anlamaların önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıyor.
Tarihçiler ve arkeologlar, şimdi Saint George Kilisesi üzerinde yapılan araştırmaların kapsamını genişletmeyi planlıyorlar. Önümüzdeki dönemde yapılacak kazı çalışmaları ve incelemeler, Diyarbakır'ın zengin tarihi ve kültürel geçmişi hakkında daha fazla bilgi sağlayacak. Bu bulgu, aynı zamanda bölgedeki diğer tarihi yapılar için de benzer araştırmaların yapılması yönünde bir çağrıda bulunuyor. Çünkü Diyarbakır, sadece tarihi yapılarıyla değil, aynı zamanda bu yapıların temsil ettiği derin kültürel anlamlarıyla da dikkat çekiyor.
Sonuç olarak, Saint George Kilisesi'nin hamam olarak kullanıldığına dair inançların yanlış olduğu ve bilimsel bulgularla çürütüldüğü kanıtlanmış görünüyor. Bu durum, hem Türkiye'deki tarih algısını değiştirecek hem de uluslararası alanda Diyarbakır'ın eşsiz yapıtlarının tanınmasına katkı sunacaktır. Yerel halkın ve tarih severlerin, bu yeniliklerle özellikle tarihi mekânların korunmasına ve değerlerine sahip çıkmalarının önemini anlayarak, Diyarbakır'ın tarihi zenginliklerine daha fazla ilgi gösterileceği bekleniyor. Böylelikle baştan sona büyülü bir geçmişe tanıklık eden bu tarihi kent, gelecekte de tarih araştırmaları ve kültürel miras çalışmaları ile adını duyurmaya devam edecektir.