Birçok insan, sağlık sorunlarıyla başa çıkmak zorunda kalırken yaşanan teşhis süreçleri çoğu zaman karmaşık ve zorlu bir hâl alabiliyor. Bir birey, üç yıl boyunca doğru teşhis konulmadığı için büyük bir mücadele vermek zorunda kaldı. Bu süreçte karşılaştığı altı farklı belirti, onun hayatını tamamen değiştirdi. Bu yaşanmışlık, sağlık sistemindeki eksiklikleri ve hastaların yaşadığı zorlukları gözler önüne seriyor. İşte, bu ilginç hikâyenin detayları.
Hastamız, ilk belirtilerinin ortaya çıkmasıyla hayatının nasıl değiştiğini hakkında şöyle konuştu: “Başlarda sadece yorgunluk ve hafif baş ağrıları vardı. Ancak zamanla bu belirtiler artmaya başladı. Henüz 30 yaşındaydım, bu yaşta böyle hissetmemin normal olmadığını düşündüm." Başlangıçta belirgin bir rahatsızlığı olmadığını düşünen genç adam, yaşam kalitesinin ciddi şekilde düşmesi ile birlikte sağlık sistemine yönelmeye karar verdi. Ancak ne yazık ki, bu aşamada hastalığının teşhis edilmesi, yaşadığı belirtiler temelinde oldukça zorlayıcı bir süreç haline geldi.
İlk olarak, aşırı yorgunluk ve baş ağrısı gibi belirtilerle başlanmıştı, ancak zaman içinde durum daha da kötüleşti. Hastamız, mide bulantıları ve sindirim sorunları gibi başka rahatsızlıklar da yaşamaya başladı. Ardından, kas ağrıları ve uyku bozuklukları eklenince, günlük hayatta basit aktivitelerini gerçekleştirmek dahi zor hâle geldi. “Kendimi hiç bu kadar kötü hissetmemiştim, ama doktorlarım sürekli normal olduğumu söylüyorlardı,” diyor.
Hastamızın geçirdiği süreçte 6 farklı belirti yaşandı: aşırı yorgunluk, baş ağrıları, mide bulantıları, kas ağrıları, uyku bozuklukları ve sindirim sorunları. Tüm bu belirtilerin bir araya gelmesi, günlük yaşantısını felç eden bir durum haline geldi. İşi nedeniyle sık sık seyahat eden hastamız, durumunun kötüleştiğini hissettikten sonra çeşitli hastanelere başvurmayı seçti. Fakat maalesef, her defasında aldığı yanıtlar, her zamanki gibi “stres” ya da “aşırı yüklenme” gibi tanılar oldu. “Doktorların söyledikleri beni daha da umutsuzluğa sürüklüyordu. Neden sürekli olarak bir şeylerin yanlış olduğunu hissetmeme rağmen teşhis konulmuyordu?” şeklinde ifade etti hislerini.
Belli bir süre sonra, yaşadığı belirtiler o kadar dayanılmaz hale geldi ki, hayatı neredeyse durma noktasına geldi. “Artık çalışmak bile benim için lüks hâline gelmişti. Aileme, arkadaşlarıma ve işime olan bağlılığım gitgide azalmıştı. Kendimi sevilmeyen, bakımsız ve terk edilmiş hissetmeye başladım,” diyor. Sonunda hastamız, alternatif tedavi yöntemleri araştırmaya başladı. İnternetten edindiği bilgilere dayanarak, farklı sağlık uzmanlarına yöneldi ve nihayetinde bir iç hastalıkları uzmanına başvurdu.
Sonunda, hastalığın sebebi keşfedildi: Otoimmün bir hastalık olan Behçet hastalığı! Hastamızın yaşadığı tüm bu belirtiler ve geçirdiği zorlu süreç, yıllarca süren yanlış teşhis ve belirsizlik sonrasında netleşmiş oldu. “Artık bu süreç çileden çıkmıştı, ama sonunda bir cevap bulduğum için çok mutluyum," diyerek hislerini paylaştı.
Hastalık ile verilecek mücadelenin çok uzun ve zorlu olduğu biliniyor. Fakat yeterli bilinç ve doğru teşhisle birçok şeyin üstesinden gelinebileceğini düşünmek önemlidir. Yaşanan bu tür olayların önüne geçebilmek adına sağlık sektöründe yaşanan eksiklikler, çok daha iyi bir sağlık sistemi için ele alınmalıdır.
Son olarak, sağlık sisteminin işleyişinin yanı sıra, bireylerin de kendi sağlıklarına daha fazla dikkat etmeleri ve yaşadıkları belirtileri göz ardı etmemeleri konusunda mutlaka bilinçlenmeleri gerektiğinin altı çizilmelidir. Bu aventura, sağlık sorununun önemini ve bireylerin kendi sağlıklarını korumadaki rolünü açıkça göstermektedir. Bu tür hikayelerin paylaşılması, toplumda farkındalık oluşturmak adına önemli bir adım olacaktır.